14 Şubat 2012 Salı

AŞK ÇORBASI


Evliliğe elinizde boş bir kase ile başlarsınız. Elinizdeki boş kase ,
 evlilik niyetinin en başında bulduğunuz aşk ve güven ,sevgi  ve
saygıdır. Bu kase elde olduktan sonra , kaseye dolduracağınız
çorbanın tuzunu ,suyunu ,acısını kıvamını , baharatını  birlikte
 belirlersiniz. Bu çorbanın tadını birlikte oluşturusunuz; kıvamını
birlikte bulursunuz. Evliliği sıkı anlaşma maddeleriyle kayıt altına
 almak , karşı taraftan her şeyi tamda damak zevkine göre
 belirlenmiş bir çorba beklemek gibidir. Oysa kimsenin , bir 
başkasının damak  tadına göre çorba hazırlaması  her zaman
 mümkün olmaz.Üstelik bu çorba , çorbayı pişirene göre
 ''mükemmel'' bir çorba olsa bile , diğeri için ''münasip''
olmayabilir . Öyleyse , çorbayı  baştan pişirmeye kalkmayın.
 Elinizde sadece bir  kase olsun . Çorbanın kıvamını sonra
ve birlikte belirleyin . Olmadı;kaseyi boşaltıp yeniden başlayın .
Ama kaseyi asla elinizden düşürüp kırmayın . Aşkın harlı
 ateşinde , hoşgörünün temiz suyuyla ,karşılıklı güvenin tuzu
 biberiyle , bir çorba gibi ortaklaşa pişirebilirsiniz ilişkilerinizi . 
Senai Demirci  bir ''hayat memat'' meselesi olan   ''evlilik'' üzerine
yazdı; aşkın , evliliğin elinden tutmasını dileyerek ...

14 Aralık 2010 Salı

ISPANAKLI SHREK KURABİYELERİ

  Çocuklarla hem hoş vakit geçirmek
hemde ıspanağı sevdirmek istiyorsanız
hiç vakit kaybetmeden mutfağa girin ve bu şirin kurabiyeleri deneyin derim.
Siz hamuru yoğurun şeklini bırakın onlar yapsın.kurabiyeler fırından çıkınca yüzlerindeki o sevinç her şeye değer
.Bu şirin kurabiyelerimi sevgili Hasretin kurabiye etkinliğine gönderiyorum
  • MALZEMELER:
  • 125gr margarin
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1yumurta
  • 1 su bardağı ıspanak püresi (çiy olarak rondoyla iyice püre yapılacak)
  • 3,5su bardağı un
  • kabartma tozu, vanilya
  • YAPILIŞI:
  • margarinle şekeri yoğur sonra diğer malzemeleri ilave et en son unu ekle ,hamur çok sert olmayacak,istenilen şekilde kurabiyeler yapıp önceden ısıtılmış 180c fırında yallaşık20dk pişir.AFİYET OLSUN

5 Aralık 2010 Pazar

KOKOSTAR KURABİYE

Aylar önce fotoğrafını çekip bir türlü yayınlayamadığım kurabiyelerim nasip bu güneymiş denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.Şu ana kadar yiyen herkes tarifini istedi.Hem görüntü hem tad olarak çok güzel umarım sizde beğenirsiniz   MALZEMELER:
1 Paket margarin
4 Çorba kaşığı kakao
2 Yumurta (Birinin akı ayrılıyor)
1 Su bardağı pudra şekeri
1 Paket kabartma tozu
  Aldığı kadar un
İÇ MALZEMESİ:
1.5 Su bardağı hindistan cevizi
1 Su bardağı pudra şekeri
1 Yumurta akı
YAPILIŞI:
Margarini eritip hafif ılınınca diğer bütün malzemeyi de ilave edip yumuşak bir hamur yapıyoruz.(sert olursa çatlar )İç malzemesi için pudra şekeri ile yumurta akını çırpıp hindistan ceviziyle karıştırıyoruz.Hamuru elimizde poğaça gibi açıp iç malzemesini koyup yuvarlak şekil veriyoruz AFİYET OLSUN.

28 Kasım 2010 Pazar

GERİ DÖNDÜM BİR ARTIYLA

Merhaba
Uzun zamandır istememe rağmen yazma fırsatı  bulamadım . Eminimki   neden bu kadar süre  bizden ayrı kaldın diye  soracaksınız .Açıkladığımda  kesinlikle  hak vereceksiniz.Resimdende anlayacağınız  gibi ailemize bir yüksek  şahsiyet  daha katıldı   ve ailemiz 5 kişi oldu .  Hamileliğimin  son günlerinin  biraz zor , doğumdan sonraki o ilk  günler   tatlı bir telaşla  geçmesi  ve  3. çocuğumun  vermiş  olduğu bu mutluluk  sizleri  ne yazıkki  biraz arka sıralara attı.Bundan sonra  hem  yeni  tariflerimi   hemde  çocuklarımla  yaşadığım   tecrübeleri  paylaşacağım.İnşallah birdaha bukadar uzun aralar vermem.Oğulcuğumdan fırsat bulduğum heran bir şeyler paylaşmaya çalışacağım.


1 Eylül 2009 Salı

HOŞ GELDİN GÖNÜLLERİN SULTANI

BU AY

Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı;
Bilinmez'i bilirler, bilseler ağlamayı
(NecipFazıl Kısakürek).
Ramazan

Yâ Rab, şu muazzam Ramazân hürmetine,

Kaldır aradan vahdete hâil ne ise.

Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan

Artık ezilip düşmesin ümmet ye'se

Mâdâm ki verdin bize rûh-ı nevîn

Yâ Rab, daha bir nefha-i te'yîd insin.
(Mehmed Akif Ersoy)

4 Nisan 2009 Cumartesi

P.D.Ç.S.E.40 PON PON KURABİYE


Kurabiye yapmayada yemeyede bayılırım,tam bir kurabiye canavarıyım diyebilirim, ama ısırınca dağılıp kırıntılanması yüzünden o güzel kurabiye sefası sonunda bir kabusa dönüşebiliyor, helede çocuklar ellerine alıp bütün evi dolaşarak yiyorlarsa kabus katlanarak büyüyor ve günün sonunda kurabiyeler benim için sadece kotü bir anı olarak kalıyor.
Benimle aynı dertten muzdarib olanlar varsa bu küçücük pon pon kurabiyeler kırıntılanma işine son veriyor çünkü ısırmadan bir defada yenebilecek büyüklükte,ağızda dağılan harika bir kurabiye (reklam gibi oldu:)biz ailecek çok sevdik denemek isteyenler için işte tarifi,
Not:bu malzemeden yaklaşık 300 adet kurabiye çıkıyor.



MALZEMELER:
-1,5 su bardağı nişasta
-1su bardağı pudra şekeri
-1,5 su bardağı sıvı yağ
-1 paket margarin
-5 su bardağı un
-kabartma tozu ,vanilya
-üzeri için: pudra şekeri,tarçın
YAPILIŞI:
Bütün malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur elde edin,fındıktan biraz daha büyük toplar yapıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin 180 derecede hafif pembeleşinceye kadar pişirin ,hemen sıcak sıcak üzerine pudra şekeri ve tarçın sepeleyin. Tarifimi p.d.ç.s.etkinliğini düzenleyen sevgili Necla'ya gönderiyorum
AFİYET OLSUN.
-

29 Mart 2009 Pazar

NOHUT MAYALI DEFNELİ (TENHALLI) EKMEK

Dünyanın en güzel kokularından biridir herhalde,fırından yeni çıkmış taze taze misss gibi ekmek kokusu. Karnım açken fırının önünden geçmek nekadar zordur benim için evde ekmek olsa bile dayanamaz fırındaki tazecik ekmeklerden alırım, bazen olayı nekadar abarttığımı eve gelince anlarım .Birde sabah o kokuyla uyanmak tarif edilmez birşey olurdu herhalde ,herhalde diyorum çünkü ekmeği ben yaptığım için öyle bir lüksüm olmadı şimdiye kadar,ilerde bir ekmek yapma makinem olursa inşallah (ilgililere duyrulur:))bu hayalimde gerçek olur.

Nohut mayalı tenhallı(defne yaprağı)ekmek sanırım İzmir'in ilçelerine özel bir ekmek yapımı biraz uğraştırıcı ama sonuç harika


MALZEMELER:

1çay bardağı nohut,defne yaprağının suyu,un ,tuz,su

YAPILIŞI:

1-Nohut nayasını hazırlamak için öncelikle nohutları bir çekiç yardımıyla kırıyoruz kavanoza 1su bardağı sıcak suyla ıslatıyoruz(kaynara yakın olacak)ve bir çimdik un serpiyoruz soğumaması için sarıyoruz,bir kaç saat sonra üzerininde baloncuklar oluşacak.

2-Tenhal (defne) dallarını iki su bardağı suyla kaynatıyoruz ve ılıtıyoruz.Yoğurma kabına bir miktar un koyup daha önceden hazırlamış olduğumuz nohut mayasını, tuzu ve kaynatıp ılıttığımız defnenin suyunu kullanarak yumuşak bir hamur hazırlıyoruz, ılık bir yerede birkaç saat mayalandırıyoruz 200 derecede üzeri kızarana kadar pişiriyoruz enfes aromalı bir ekmek oluyor.(Makinada yapanlarda defne yaprağının suyunukullanabilirler) Tarifimi ye 43: ekmek etkinliğini düzenleyen sevgili Saliha'ya gönderiyorum

17 Mart 2009 Salı

İZMİRLİ BLOGCULAR BULUŞTU

Ve geri döndüm.... Çok uzun süredir bloğumu ihmal ettim, çok istememe rağmen hiç fırsatım olmadı, ha bugün, ha yarın derken epey bir zaman geçmiş .Ama bu arada boşda durmadım yeniden one stroke kurslarına başladım inanılmaz keyifli bir hobi,tek bir fırça darbesiyle istediğiniz heryeri çiçek bahçesine çevirebiliyorsunuz, el sanatlarıyla ilgilenen arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum, en azından bir deneyin, sonra benim gibi müptelası olursunuz demedi demeyin, en kısa sürede çalışmalarımı yayınlayacağım inşallah, birde çiniciliğe merak sardımki sormayın, çekirdek yemek gibi birşey bir başladımı bırakamıyorsunuz, şimdilik çini tabaklar çalışıyorum ,tabi daha çok amatör ,ilerleyen tarihlerde onlarıda sizinle paylaşmayı düşünüyorum
nasib olursa.

Bu günlerde bir kitaba takılıp kaldım onuda söylemeden geçemeyeceğim iki defa okudum ama en az bir defa daha okumayı düşünüyorum ,her okuduğumda, dilimle kendimi nasıl ateşe doğru sürüklediğimi,kendimi nasıl altından kalkılmaz ,içinden çıkılmaz zor durumlarda bıraktığımı bunları yaparkende uydurduğum bahaneleri,amaları ve bunların hepsinin ne derece iğrenç olduğunu farkettim,hangi kitapmı?Dr.Senayi Demirci'nin son kitabı"SÖZ YANGINI"imkanı olanlar muhakkak bir göz atsın, fiyatıda çok uygun 4,90 tl .

Birde blogcular toplantısı var tabi,geçtiğimiz cuma günü sevgili Hülya ve özay beni aradılar ve hafta sonu bogcular toplantısı olduğunu söylediler seve seve katıldım ,aslında tam katıldımda denemez bir çay içimlik uğrayabildim, çok güzel ve samimi bir ortam vardı, çok kısacık bir tanışmadan sonra ayrılmak zorunda kaldım.Uzun süre ara verince paylaşacak ne çok şey birikmiş umarım bundan sonra böyle uzun aralar olmaz........

İzmir blogcular toplantısından bir kare

15 Ocak 2009 Perşembe

AŞURE YARIŞMASI VE BİRİNCİLİK ÖDÜLÜM

İzmir'defaliyet gösteren Hürses bayanlar derneğinden arayıp derneğin heryıl düzenlemiş olduğu geleneksel aşure yarışmasına katılıp katılamayacağımı sordular,arkadaşım muhakkak katılmamı söyledi hiç aklımda yokken, aşure yapmayı bile düşünmüyorken bir anda adım yarışmacılar listesindeydi (fena halde Ayşe'nin gazına geldim).Yarışma ayın 12sinde pazartesi olacaktı,pazar günü İstanbul'dan hiçte hoş olmayan bir haber aldım, annem düşüp ayağını
kırmış,alçı tutmuyormuş ve ameliyatla platin takılması gerekiyormuş,tabi benim bütün keyfim kaçtı moraller sıfır,yarışma falan düşünecek halim kalmadı arayıp katılamayacağımı bildirmeyi bile unutmuşum,gece yarısı aklıma geldi mecburen malzemeleri ıslattım.Pazartesi sabah aşureyi pişirip yarışmanın olduğu dernek binasına gittim,benden hariç dokuz kişi daha katılıyordu ve hepsinin aşureside harika görünüyordu,yedi kişilik,işlerini fazlasıyla ciddiye almış jürinin karşısında aşureleri süsledik ve sunumunu yaptık,önce görünümüne oy verdiler daha sonrada tadına oy verdiler, karar vermeleri yaklaşık bir saat sürdü, sıra dereceye girenlerin açıklanmasına geldi, ben hiç ümitlenmediğim için olaydan tamamen kopmuş salonun bir köşesinde oturuyordum,birden birinci Sebahat Ersoy denilince inanamadım gerçekten süpriz olmuştu on kişinin içinde benim aşurem birinci olmuştu, çıkıp ödülümü aldım " tarif annemin ve şimdi hastanede yatıyor onun için dua ederseniz bana en büyük ödül olur" diye kısa bir konuşma yaptım.Birazda olsa moral oldu acı ve tatlı bir arada herhalde hayat bu,biryanımız gülerken biryanımız hüzünlü......
Gelelim tadı tescillenmiş aşuremizin tarifine:)
MALZEMELER:
1 kg.aşurelik buğday,
3 su bardağınohut(haşlanmış)
3su bardagı kuru fasulye (haşlanmış)
1su bardağı kuru üzüm
yarım su bardağı kuş üzümü
1su bardağı kuru kayısı
1su bardağı incir (ben kullanmadım)
1su bardağı pirinç
1su bardağı süt
1 portakal kabuğu rendesi
2kg.+2su bardağı şeker
süslemek için ,tarçın,fındık,ceviz,kavrulmuş susam,hindistan cevizi,dolmalık fıstık,toz antep fıstığı nar .
YAPILIŞI:
Buğdayı üstüne sıcak su koyup bir taşım kaynatın altını kapatıp bir gece bekletin. Bir gece bekledikten sonra üzerine tekrar su koyarak patlayana kadar pişirin,dibine tutmaması için sürekli karıştırın.
Daha sonra içine fasulye ve nohutu da ekleyerek kaynar su ilave edin,pirinçleri haşlamadan içine ilave edip daha önceden ayrı ayrı haşladığımız kuru üzümü kuş üzümünü,ve kayısılarıda ilave edin,sütü ve portakal kabuğunuda ilave edip kıvamını konturol edin koyuysa su ilave edin ,eğer gözünüze çok sulu geliyorsa iki kaşık nişastayla kıvam verebilirsiniz ama soğuyunca koyulaşacağınıda unutmayın
Bir kaç dakika daha pişirirdikten sonra kapağını kapatarak bir süre dinlendirin. Daha sonra kaselere paylaştırarak üst malzemeler ile süsleyerek servis yapın.AFİYET OLSUN..

2 Ocak 2009 Cuma

İSRAİL VE AMERİKAN ÜRÜNLERİ

EFENDİMİZ (SAV) şöle buyuruyor "kişi kendi zevklerinden ödün vermedikçe çennete giremeyecektir.

"Müslüman, müslümanın kardeşidir, ona zulüm edemez, onu yalnız bırakamaz, onun başına bir kötülük gelmesine göz yumamaz."