01 Eylül 2009 Salı

HOŞ GELDİN GÖNÜLLERİN SULTANI

BU AY

Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı;
Bilinmez'i bilirler, bilseler ağlamayı
(NecipFazıl Kısakürek).
Ramazan

Yâ Rab, şu muazzam Ramazân hürmetine,

Kaldır aradan vahdete hâil ne ise.

Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan

Artık ezilip düşmesin ümmet ye'se

Mâdâm ki verdin bize rûh-ı nevîn

Yâ Rab, daha bir nefha-i te'yîd insin.
(Mehmed Akif Ersoy)

04 Nisan 2009 Cumartesi

P.D.Ç.S.E.40 PON PON KURABİYE


Kurabiye yapmayada yemeyede bayılırım,tam bir kurabiye canavarıyım diyebilirim, ama ısırınca dağılıp kırıntılanması yüzünden o güzel kurabiye sefası sonunda bir kabusa dönüşebiliyor, helede çocuklar ellerine alıp bütün evi dolaşarak yiyorlarsa kabus katlanarak büyüyor ve günün sonunda kurabiyeler benim için sadece kotü bir anı olarak kalıyor.
Benimle aynı dertten muzdarib olanlar varsa bu küçücük pon pon kurabiyeler kırıntılanma işine son veriyor çünkü ısırmadan bir defada yenebilecek büyüklükte,ağızda dağılan harika bir kurabiye (reklam gibi oldu:)biz ailecek çok sevdik denemek isteyenler için işte tarifi,
Not:bu malzemeden yaklaşık 300 adet kurabiye çıkıyor.



MALZEMELER:
-1,5 su bardağı nişasta
-1su bardağı pudra şekeri
-1,5 su bardağı sıvı yağ
-1 paket margarin
-5 su bardağı un
-kabartma tozu ,vanilya
-üzeri için: pudra şekeri,tarçın
YAPILIŞI:
Bütün malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur elde edin,fındıktan biraz daha büyük toplar yapıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin 180 derecede hafif pembeleşinceye kadar pişirin ,hemen sıcak sıcak üzerine pudra şekeri ve tarçın sepeleyin. Tarifimi p.d.ç.s.etkinliğini düzenleyen sevgili Necla'ya gönderiyorum
AFİYET OLSUN.
-

29 Mart 2009 Pazar

NOHUT MAYALI DEFNELİ (TENHALLI) EKMEK

Dünyanın en güzel kokularından biridir herhalde,fırından yeni çıkmış taze taze misss gibi ekmek kokusu. Karnım açken fırının önünden geçmek nekadar zordur benim için evde ekmek olsa bile dayanamaz fırındaki tazecik ekmeklerden alırım, bazen olayı nekadar abarttığımı eve gelince anlarım .Birde sabah o kokuyla uyanmak tarif edilmez birşey olurdu herhalde ,herhalde diyorum çünkü ekmeği ben yaptığım için öyle bir lüksüm olmadı şimdiye kadar,ilerde bir ekmek yapma makinem olursa inşallah (ilgililere duyrulur:))bu hayalimde gerçek olur.

Nohut mayalı tenhallı(defne yaprağı)ekmek sanırım İzmir'in ilçelerine özel bir ekmek yapımı biraz uğraştırıcı ama sonuç harika


MALZEMELER:

1çay bardağı nohut,defne yaprağının suyu,un ,tuz,su

YAPILIŞI:

1-Nohut nayasını hazırlamak için öncelikle nohutları bir çekiç yardımıyla kırıyoruz kavanoza 1su bardağı sıcak suyla ıslatıyoruz(kaynara yakın olacak)ve bir çimdik un serpiyoruz soğumaması için sarıyoruz,bir kaç saat sonra üzerininde baloncuklar oluşacak.

2-Tenhal (defne) dallarını iki su bardağı suyla kaynatıyoruz ve ılıtıyoruz.Yoğurma kabına bir miktar un koyup daha önceden hazırlamış olduğumuz nohut mayasını, tuzu ve kaynatıp ılıttığımız defnenin suyunu kullanarak yumuşak bir hamur hazırlıyoruz, ılık bir yerede birkaç saat mayalandırıyoruz 200 derecede üzeri kızarana kadar pişiriyoruz enfes aromalı bir ekmek oluyor.(Makinada yapanlarda defne yaprağının suyunukullanabilirler) Tarifimi ye 43: ekmek etkinliğini düzenleyen sevgili Saliha'ya gönderiyorum

17 Mart 2009 Salı

İZMİRLİ BLOGCULAR BULUŞTU

Ve geri döndüm.... Çok uzun süredir bloğumu ihmal ettim, çok istememe rağmen hiç fırsatım olmadı, ha bugün, ha yarın derken epey bir zaman geçmiş .Ama bu arada boşda durmadım yeniden one stroke kurslarına başladım inanılmaz keyifli bir hobi,tek bir fırça darbesiyle istediğiniz heryeri çiçek bahçesine çevirebiliyorsunuz, el sanatlarıyla ilgilenen arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum, en azından bir deneyin, sonra benim gibi müptelası olursunuz demedi demeyin, en kısa sürede çalışmalarımı yayınlayacağım inşallah, birde çiniciliğe merak sardımki sormayın, çekirdek yemek gibi birşey bir başladımı bırakamıyorsunuz, şimdilik çini tabaklar çalışıyorum ,tabi daha çok amatör ,ilerleyen tarihlerde onlarıda sizinle paylaşmayı düşünüyorum
nasib olursa.

Bu günlerde bir kitaba takılıp kaldım onuda söylemeden geçemeyeceğim iki defa okudum ama en az bir defa daha okumayı düşünüyorum ,her okuduğumda, dilimle kendimi nasıl ateşe doğru sürüklediğimi,kendimi nasıl altından kalkılmaz ,içinden çıkılmaz zor durumlarda bıraktığımı bunları yaparkende uydurduğum bahaneleri,amaları ve bunların hepsinin ne derece iğrenç olduğunu farkettim,hangi kitapmı?Dr.Senayi Demirci'nin son kitabı"SÖZ YANGINI"imkanı olanlar muhakkak bir göz atsın, fiyatıda çok uygun 4,90 tl .

Birde blogcular toplantısı var tabi,geçtiğimiz cuma günü sevgili Hülya ve özay beni aradılar ve hafta sonu bogcular toplantısı olduğunu söylediler seve seve katıldım ,aslında tam katıldımda denemez bir çay içimlik uğrayabildim, çok güzel ve samimi bir ortam vardı, çok kısacık bir tanışmadan sonra ayrılmak zorunda kaldım.Uzun süre ara verince paylaşacak ne çok şey birikmiş umarım bundan sonra böyle uzun aralar olmaz........

İzmir blogcular toplantısından bir kare

15 Ocak 2009 Perşembe

AŞURE YARIŞMASI VE BİRİNCİLİK ÖDÜLÜM

İzmir'defaliyet gösteren Hürses bayanlar derneğinden arayıp derneğin heryıl düzenlemiş olduğu geleneksel aşure yarışmasına katılıp katılamayacağımı sordular,arkadaşım muhakkak katılmamı söyledi hiç aklımda yokken, aşure yapmayı bile düşünmüyorken bir anda adım yarışmacılar listesindeydi (fena halde Ayşe'nin gazına geldim).Yarışma ayın 12sinde pazartesi olacaktı,pazar günü İstanbul'dan hiçte hoş olmayan bir haber aldım, annem düşüp ayağını
kırmış,alçı tutmuyormuş ve ameliyatla platin takılması gerekiyormuş,tabi benim bütün keyfim kaçtı moraller sıfır,yarışma falan düşünecek halim kalmadı arayıp katılamayacağımı bildirmeyi bile unutmuşum,gece yarısı aklıma geldi mecburen malzemeleri ıslattım.Pazartesi sabah aşureyi pişirip yarışmanın olduğu dernek binasına gittim,benden hariç dokuz kişi daha katılıyordu ve hepsinin aşureside harika görünüyordu,yedi kişilik,işlerini fazlasıyla ciddiye almış jürinin karşısında aşureleri süsledik ve sunumunu yaptık,önce görünümüne oy verdiler daha sonrada tadına oy verdiler, karar vermeleri yaklaşık bir saat sürdü, sıra dereceye girenlerin açıklanmasına geldi, ben hiç ümitlenmediğim için olaydan tamamen kopmuş salonun bir köşesinde oturuyordum,birden birinci Sebahat Ersoy denilince inanamadım gerçekten süpriz olmuştu on kişinin içinde benim aşurem birinci olmuştu, çıkıp ödülümü aldım " tarif annemin ve şimdi hastanede yatıyor onun için dua ederseniz bana en büyük ödül olur" diye kısa bir konuşma yaptım.Birazda olsa moral oldu acı ve tatlı bir arada herhalde hayat bu,biryanımız gülerken biryanımız hüzünlü......
Gelelim tadı tescillenmiş aşuremizin tarifine:)
MALZEMELER:
1 kg.aşurelik buğday,
3 su bardağınohut(haşlanmış)
3su bardagı kuru fasulye (haşlanmış)
1su bardağı kuru üzüm
yarım su bardağı kuş üzümü
1su bardağı kuru kayısı
1su bardağı incir (ben kullanmadım)
1su bardağı pirinç
1su bardağı süt
1 portakal kabuğu rendesi
2kg.+2su bardağı şeker
süslemek için ,tarçın,fındık,ceviz,kavrulmuş susam,hindistan cevizi,dolmalık fıstık,toz antep fıstığı nar .
YAPILIŞI:
Buğdayı üstüne sıcak su koyup bir taşım kaynatın altını kapatıp bir gece bekletin. Bir gece bekledikten sonra üzerine tekrar su koyarak patlayana kadar pişirin,dibine tutmaması için sürekli karıştırın.
Daha sonra içine fasulye ve nohutu da ekleyerek kaynar su ilave edin,pirinçleri haşlamadan içine ilave edip daha önceden ayrı ayrı haşladığımız kuru üzümü kuş üzümünü,ve kayısılarıda ilave edin,sütü ve portakal kabuğunuda ilave edip kıvamını konturol edin koyuysa su ilave edin ,eğer gözünüze çok sulu geliyorsa iki kaşık nişastayla kıvam verebilirsiniz ama soğuyunca koyulaşacağınıda unutmayın
Bir kaç dakika daha pişirirdikten sonra kapağını kapatarak bir süre dinlendirin. Daha sonra kaselere paylaştırarak üst malzemeler ile süsleyerek servis yapın.AFİYET OLSUN..

04 Ocak 2009 Pazar

KATİLLERE BELEŞ KAHVE

Amerika’nın dünyaca ünlü kafe zinciri Starbucks Coffee, elden ele, e-mailden e-maile dolaşan o malum “boykot edilecek firma ve ürünler” listesinin başında gelir.
Yahudi kökenli Amerikalı İşadamı Howard Schultz'ın sahip olduğu Starbucks’un çalışma sahası dışındaki icraatları pek çok çevrede bir bir anlatılır. İsrail'deki ve Amerika'daki Yahudi örgütlerine büyük yardımlardan tutun da, homoseksüellere ve kürtaja verdiği desteğe varıncaya kadar sadece İslam dünyasında değil batıda da tepkiyle karşılanan bir yığın faaliyetin ve desteğin arkasında bu firmanın olduğu vurgulanır..
.Geçenlerde, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, 2003 tarihinden itibaren askerlerine tonlarca kahve ve diğer ürünlerini ücretsiz ikram etmelerinden dolayı, bir başka şekilde ifade edecek olursak askerlerinin beleş kahvelerle katliam yorgunluğunu atmalarına vesile oldukları için Starbuck firmasının yetkilerine teşekkürlerini sundu. Bu arada Starbucks'a ilişkin olarak ilginç bir anektodu belirtmekte fayda var. Özellikle olaylara duyarlı kesimlerce yürütülen boykot çağrılarına rağmen sürekli olarak büyümeye devam etmiş. 30 ülkede 11 bin şubesi olan firma geçen yıl kârını %12 oranında arttırarak 564 milyon dolara çıkarmış. Asıl ilginç olan ise Yahudi eğitim programı "Aish HaTorak" (Tevrat Yaşantısı)na destek veren "anti-Semitis ve radikal" Müslümanlarla mücadele için milyonlarca dolar bağışlayan, bu nedenle, "Siyonizm Dostu" ödülünü alan Starbucks firması sadece 2006 yılında başta körfez ülkeleri olmak üzere Arap dünyasında tam 2199 yeni şube açmış.
kaynak:genç dergisi

02 Ocak 2009 Cuma

İSRAİL VE AMERİKAN ÜRÜNLERİ

EFENDİMİZ (SAV) şöle buyuruyor "kişi kendi zevklerinden ödün vermedikçe çennete giremeyecektir.

"Müslüman, müslümanın kardeşidir, ona zulüm edemez, onu yalnız bırakamaz, onun başına bir kötülük gelmesine göz yumamaz."




01 Ocak 2009 Perşembe

BEBEK KATİLLERİNİ PROTESTO EDELİM

Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed sav.buyuruyorki:Bir kötülük gördüğünde elinle düzelt,buna gücün yetmezse dilinle ikaz et,bunada gücün yetmezse balbinle buğz etki bu imanın en zayıf halidir.

Ey Müslüman Farkındamısın!
Tükettiğin her Siyonist ürünü Müslüman Filistin halkının üzerine füze oluyor, bomba oluyor yağıyor. Bizler bütün Müslümanları ve vicdandan zerre kadar nasibini almış tüm "insanları" Yahudi ürünlerini BOYKOT etmeye davet ediyoruz. İşte o ürünler: MC. Donalds, İntel, Johnson&Jhonson, Nestle, Danone, Maggi, Huggies, Calvin Klein, Loreal, IBM, Marks&Spencer, Schwepps, Coca- Cola...

07 Aralık 2008 Pazar

BAYRAMINIZ BAYRAM, KURBANINIZ KURBAN OLSUN


MEVLA BİZİ AFFEDE, BAYRAM OBAYRAM OLA
CÜMLE GÜNAHLAR GİDE, BAYRAM O BAYRAM OLA.
Alvarlı Muhammed Lütfi hz.

AREFE GÜNÜNÜ NASIL GEÇİRELİM?


"Günümüzde arefe, bayramın bir önceki günü olduğu için dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanmaktadır. Oysa ki arefe insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir.


Arefe, Kurban Bayramından bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Başka güne arefe denmez.
Ülkemizde Ramazan Bayramının bir önceki gününe de arefe denmiştir.
Resulullahın (sav) bildirdiğine göre:"Günlerin en faziletlisi arefe günüdür.
Faziletçe cumaya benzer.
O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir.
Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır.
Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur) sözüdür." (Muvatta, Hacc 246)
Hazreti Aişe (ra) anlatıyor:"Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar bir kulu ateşten çok azat etmez. Allah mahlukata rahmetiyle yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve:"Bunlar ne istiyorlar?" der." (Müslim, Hacc 436)
Resulullah(sav):"Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah'ın kıymet verdiği bir gündür." diyerek Allahu Teâlâ'nm kıymet verdiği günü hürmet ederek bilinçli bir şekilde yaşamaya gayret etmemizi istemiştir. Hürmet, verilen nimeti idrak etmekle ve verileni bilmekle, görebilmekle başlar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istiğfarla geçirmek kullarını arefe gününde bağışlayacağını müjdeleyen Allahu Teâlâ'ya hürmetin ve şükrün bir ifadesidir. (Deylemi)
Hazreti Ömer (r. a) ile Yahudi arasında geçen konuşmada arefe gününün önemini göstermektedir:Hazreti Ömer'in halifeliği zamanında Yahudilerden birisi: "Ey Ömer, siz bir âyet okuyorsunuz ki, o âyet bize inseydi o günü bayram olarak kutlardık." dedi.O âyet, Maide sûresinin üçüncü âyetiydi. Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştu:"Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim ve size nimetimi tamamladım."Bu âyet, hicri onuncu yılda, Veda Haccı'nda, arefe günü olan cuma günü ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat'ta "Adba" adındaki devesinin üzerinde vakfede iken nazil olmuştu. Deve vahyin ağırlığına dayanamayarak yere çökmüştü.Hz. Ömer'e Yahudiden hangi âyet olduğunu öğrenince şöyle dedi:"Biz o günü ve o gün bu âyetin Hz. Peygambere (sav) nail olduğu yeri biliriz. Cuma günü arefede bulunuyordu." demiş ve o günün bayramımız olduğuna işaret ederek arefe gününün önemini belirtmiştir.
Arefe günü, Hazreti Âdem (as) ile Hazreti Havva'nın Arafat'ta buluştukları gündür.
Tevriye, arefe gününden bir önceki güne denir.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle, buyurmuştur:"Tevriye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer."Bugün tutulan oruç, bin gün nafile oruca bedeldir. Aynca geçmiş ve gelecek yılda yapılan tövbelerin kabul olmasına da sebep olur.

Arefe günü oruç tutmak da çok sevaptır. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselâmdan, Sûr'a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır."
"Arefe günü tutulan oruç, bin günlük nafile oruca bedeldir.""Aşure günü orucu bir yıllık, arefe günü orucu da, iki yıllık nafile oruca bedeldir.
"Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihâd için verilen iki bin ata bedeldir."
"Arefe günü tutulan oruç, biri geçmiş, biri de gelecek yılın günahlarına kefaret olur."
Arefe günü özellikle bin adet İhlas okumak büyük zatlar tarafından tavsiye edilmiştir.
Hadis-i şeriflerde İhlas sûresini okumanın kul borcu hariç diğer günahların affedilmesine vesile olacağı söylenmiştir."Arefe günü Besmele ile bin İhlas okuyanın günahları affedilir ve duası kabul olur."
"Peygamber (sav) arefe akşamı ümmetinin affedilmesi için dua etti. Duasına, 'Muhakkak ki ben zalimden başkasını mağfiret ettim.' diye cevap verildi. 'Zalimden ise mazlumun hakkını alırım.' buyruldu. Resul-i Ekrem:'Ey Rabbim, dilersen mazluma cennette mükafatını verir zalime de mağfiret edersin.' diye dua etti ise de Arafat'ta bu duasına Allahu Teâlâ'dan kabul gelmedi. Sabah vakti Müzdelife'de aynı duayı tekrarladı. Bu defa duası kabul edildi. Resulullah memnuniyetinden ve sevincini belli ederek güldü. Bunun üzerine Ebu Bekir ve Ömer (ra):'Anam babam size feda olsun, bu saatte siz gülmezdiniz, sizi güldüren nedir?' diye sordu.
Resulullah(sav):'Allah'ın düşmanı İblîs, Allahu Teâlâ'nın duamı kabul ederek ümmetimi affettiğini anlayınca toprağı alıp başına çalmaya ve vay sana helak oldun diye feryada başladı. İşte Şeytan'ın görmüş olduğum bu feryadı beni güldürdü, buyurdu."
Arefe gününe saygılı olmalı, o gün hacılar Arafat'ta vakfe yapıp dua ederken manen onların yanında olduğumuzu hissederek dualarına iştirak edilmelidir. Böyle bir günde bizi günaha sokabilecek her şeyden uzak kalmak gerekmektedir.

"Günümüzde arefe, bayramın bir önceki günü olduğu için dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanmaktadır. Oysa ki arefe insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir.

Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Hacıların Arafat'ta "Lebbeyk (Buyur Rabbim)" diyerek dil, ırk, ten ayırımı yapılmaksızın bir araya geldiği mahşer gününü hatırlatan, kulluğun Allahu Teâlâ'ya dualarla, telbiyelerle arz edildiği en kıymetli zaman dilimidir. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:"Duanın faziletlisi, arefe günü yapılanıdır." (Beyheki) "Allahu Teâlâ, arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder."
Allahu Teâlâ bazı geceler duaların reddedilmeyeceğini Peygamber Efendimize (sav) bildirmiştir. Rahmet kapılarının açıldığı dört mübarek gece şunlardır:
1- Fıtr (Ramazan) Bayramı gecesi,
2- Kurban Bayramı gecesi,
3- Terviye gecesi (Zilhicce ayının 8. gecesi),
4- Arefe gecesi, (Isfehani)Arefe gününü ve gecesini ibadetle geçirmek çok faziletlidir. Saadet-i Ebediyye'de arefe gecesini ibadetle geçirenin cehennemden azat olacağı söylenmiştir.
Arefe günü günahlardan uzak kalanın da bağışlanacağı Resulullah (sav) tarafından müjdelenmiştir."Arefe günü Resulullahın (sav) yanında bulunan bir genç, kadınları düşünüyor ve onlara bakıyordu. Resulullah (sav) eliyle birkaç defa gencin yüzünü kadınlardan çevirdi. Genç yine onları düşünmeye başladı. Resulullah (sav):
- Kardeşimin oğlu, bugün öyle bir gündür ki, bugünde herkesin kulağına, gözüne ve diline sahip olursa günahları bağışlanır, buyurdu." (Müsned)
Arefe Günü Yapılması Tavsiye Edilenler:
1- Arefe gününün sabah namazının farzından sonra teşrik tekbirleri getirilmeye başlanmalıdır.
2- Arefe günü oruç tutulmalıdır.
3- Arefe gününe hürmet edilmeli, günaha girmemeye dikkat edilmelidir.
4- Arefe günü çok dua ve istiğfar edilmelidir.
5- Arefe günü 1000 âdet İhlas-ı şerif okunmalıdır.
hanımlar.com dan alıntıdır.

06 Aralık 2008 Cumartesi

BAĞIŞLANMA GÜNLERİ

Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır.
İşte bu mübarek ayın birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür. İşte bu günlerin kıymetini anlatan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) muhteşem müjdesi:“Allah'a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce'nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur.
O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.” (Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)
Demek ki, bugünlerde tutulan bir oruç, 360 gün oruca bedel olabilir. Rabbimizin rahmet ve bereketi o kadar coşmaktadır ki, bir günlük oruca bir yıllık oruç sevabı vermektedir. Böyle güzel ve tatlı bir müjdeye ilgisiz kalmak mümkün mü? Bu gecelerin Kadir Gecesine benzetilmesi ise, ayrı bir güzelliktir. Çünkü, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve 83 yıllık ibadete bedeldir
.Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyinYine Efendimizden (s.a.v.) harika bir teşvik cümlesi:“Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257) Tesbih, sübhanallah; tahmid, elhamdülillah; tehlil, lâilâheillâllah; tekbir ise Allahu ekber demektir. Tesbih, tahmid ve tekbirin namazın çekirdekleri hükmünde olduğunu düşünürsek, bugünlerde nafile namazları arttırmanın ne kadar büyük sevap olduğunu anlayabiliriz.
Yukarıdaki hadisi destekleyen şöyle bir rivayet daha vardır: “Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan işten daha faziletli ve yüce, Allah’a daha sevimli olsun…” (Tirmizi, Savm: 52; Darimî, Savm: 52)İbni Abbas'ın şu rivayeti ise, bugünlerdeki ibadetin cihattan bile faziletli olduğunu gösteriyor: Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:“Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce'nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.”Sahabeler, sordular:“Ya Resulallah, Allah yolunda cihat da mı?”Resulullah (s.a.v.) cevap verdi:“Evet, Allah yolunda cihat da. Meğerki bir adam canıyla ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve candan hiçbir şeyi geri getiremez olursa, o başka.” (İbni Mâce, Sıyam: 39.İbni Hacer, 5:119)
Buna göre, cihada çıkıp malını feda edip kendisi de şehit olan kimsenin ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir.Arefenin yeri başkadırBugünlerde oruç tutup, gündüzünü ve gecelerini de ibadetle geçirmek hem affa, hem de büyük sevaplar elde etmeye vesile olur. Bu on gün içinde Arefe gününün yeri ise bambaşkadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyurmaktadır: “Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına keffaret olur.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 457) Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman, Arefe günü kardeşi Hz. Aişe’nin (r.a.) huzuruna girdi. Hz. Aişe oruçlu olduğu için hararetten dolayı üzerine su dökülüyordu. Abdurrahman ona:“Orucunu boz” dedi. Hz. Aişe:“Resulullahın (s.a.v.), ‘Arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına keffaret olur’ dediğini işittiğim halde iftar mı edeyim?” dedi. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 458)“Keffaret olur”, günahları örter, affettirir, demektir.
Bizim gibi neredeyse bir günah denizinde yüzen ahir zaman Müslümanları için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? İşte af ve mağfiret fırsatı!
Başka bir rivayette ise Hz. Aişe şöyle demiştir:“Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 460)Demek ki, bir günlük arefe orucu, üç yıllık normal günlerde tutulan oruç sevabına denktir.Efendimiz, bugünün faziletini şöyle anlatır:“Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir gün o günde olduğu kadar insan cehennemden azat olunmaz. Kim Arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allah’tan bir şey isterse, Allah onun dileğini karşılar.” Yine konuyla ilgili bir hadis şöyledir:“Arefe gününden daha faziletli bir gün yoktur. Allahü Teala o gün, yer ehli ile meleklere karşı övünür ve (Arafat’taki hacıları kast ederek) şöyle buyurur: ‘Kullarıma bir bakın. Saçları başları dağınık, toz toprak içinde her uzak ilden bana geldiler. Bu hâlleri ile onlar, rahmetimi ümit etmekteler, azabımdan dahi korkmaktalar. Şahit olunuz, onları bağışladım. Onların yerlerini cennet eyledim.’Melekler derler ki: ‘Onların arasında biri var ki; yalancıktan bu işi yapar. Falan kadın da öyle.’Allahü Teâla şöyle buyurur:‘Onları da bağışladım.
Arefe günü olduğu kadar, hiçbir gün cehennemden daha çok azat edilen olmaz.”Bu arada şunu hatırlatalım: Hadislerde zikredilen Zilhicce'nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce'nin onuncu günü Kurban Bayramı’nın birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir; ancak o gün de ibadet günüdür. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramı’ndan önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise, Kurban Bayramı’nın gecesi dahildir. Çünkü geceler önce gelmektedir.Ayrıca Zilhicce'nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr=kurban günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir. Bu günlerde kazası olmayanlar, beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de ağırlık vermelidirler. Kazası olanlar ise daha çok kaza namazları kılmalıdırlar.
Bu on günü hangi ibadetlerle değerlendirmeliyiz?
Her şeyden önce her zaman ve zeminde en vazgeçilmez ibadet olan beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü, hiçbir nafile ibadet farzların yerini tutamaz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz. Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur’an, istiğfar, salavat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır.Hatta affa ve rızaya nail olmayı hedef kabul ederek, bu on günü sanki Ramazan’ın son on günüymüş gibi geçirmeliyiz. Buna güç yetiremeyenler, hiç değilse arefe gününü ve bir gün öncesini oruçla ve ibadetle geçirmelidirler. On gece içinde, bilhassa terviye, arefe ve bayram gecelerini ihya etmenin özel bir yeri vardır. Arefe günü bin İhlâs Suresi okumak çok faziletlidir. Çünkü arefe, tevhidin, azamet ve kibriyanın tam hissedilip ilan edildiği gündür.
Bunun için Arefe gününün sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar 23 vakit farzlardan sonra teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hatta bu tekbirleri on gün içinde müsait oldukça söylemek büyük sevaptır.Bugünlerde milyonlarca mü’min haccetmek için mukaddes topraklara gitmiş, kimi Kâbe’yi tavaf ediyor, kimi ağlayarak dua ediyor, kimi Medine’de Ravza-yı Mutahhara’da gözyaşı döküyor, kimi zikir ve dua ile sa’y ediyor, kimi Makam-ı İbrahim’de gözyaşıyla namaz kılıyor, kimi Mültezem’de af için yalvarıyor… Hepsi kendileri ve mü’minler için af, mağfiret, rıza, tevfik ve hidayet istiyor. Arefe günü ise, hepsi Arafat’a gelmiş, “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk” sadalarıyla asumanı inletiyor, gözyaşıyla kıldıkları namaz ve ettikleri dua ile Rabbimizin rahmetine sığınıyor.İşte kendimizi hayalen hacda hissetmek, onları izleyerek kendimizi onların içinde saymak yoluyla manevî bir hâl kazanabiliriz. İnşallah dua ve ibadetlerimizin hacıların yaptıkları ubudiyete dahil olmasını ümit ederek ibadet edelim.Şunu da unutmayalım ki, hadislerde verilen müjdelere nail olmak için o günleri nicelik ve nitelik olarak en üst seviyede değerlendirmemiz gerekir. Böylece bambaşka bir halete bürünür, ibadetin hazzını yaşar, inşallah Kurban Bayramı’na affedilmiş olarak girebiliriz.-“Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257) - Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. Bu mübarek ayın birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür. - Bu on günde beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz. Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur’an, istiğfar, salavat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır.
On Günlük İhyanın Püf Noktaları
- Birçok insan bugünlerin kıymetini bildiği halde günlük işlerin ve ilişkilerin içinde tam bir ihya programı yapamıyor. Ya unutuyor ya dünya işlerine zaman ayırıyor ya da tam istifade edemiyor. Bunun için şu basit, ama etkili tavsiyelere dikkat edin:
- Her yılın Kurban Bayramı öncesi 9 günü ile Kurban Bayramı gününü yani Zilhicce’nin ilk on gününü ajandanıza veya her gün gördüğünüz bir yere not edin.Bu on gün içinde sizi meşgul edecek misafirlik, yolculuk ve yorucu işlerden uzak durun. Bu tür programları ya öne alın veya erteleyin.
- Seçici olmadan maç, dizi, haber izlemek gibi boş ve sizi ilgilendirmeyen işlere zaman ayırmaktan her zaman kaçının; bu on günde ise daha bir titiz olun.
- Bugünlerde sağlığınıza özel bir önem verin ki, ibadet ve zikirden geri kalmayın. Ameliyat ve uzun tedavileri bugünlere denk getirmeyin.
-Eğer ev hanımı, emekli, yaşlı gibi mesaiye bağlı bir işiniz yoksa bu on günü sanki i’tikafa girmiş gibi dolu dolu geçirin.
- Öğrenci, memur, işçi gibi belirli bir uğraşınız varsa, mümkün olduğu kadar izin ya da tatil günlerinde oruç ve ibadete ağırlık verin.
- İş, okul vs. sizi mutlaka meşgul etse bile aralardaki “ölü zamanları” değerlendirin. Bunlardan kastımız, iş ve okula gidip gelirken, teneffüs, sıra bekleme gibi durumlardaki boş zamanlardır. Bu zamanları Kur’an, salavat, dua, istiğfar ve zikirle değerlendirin.
- Yanınızda sürekli küçük ebatlı bir Kur’an veya bir evrad kitabı taşıyın. Boş zamanlarda birkaç sayfa bile okusanız kârdır.
- Kur’an okumasını bilmeseniz bile, ezberinizde olan sureleri okumanız büyük sevaptır.

- Kur’ân-ı Kerîm’in mealini ,tefsirleri okuyup tefekkür edin. - Bu on gecede daha az uykuyla idare edin.
- On günün tümünde oruçlu olamadıysanız fırsat bulduğunuz gün Cuma’ya denk gelse bile yine oruç tutun. Çünkü, başka günlerde tutmaya imkanı olduğu halde Cuma günü tutmak mekruhtur. Öyle bile olsa, mekruh sevabından biraz eksilir demektir, yoksa hiç tutmayan zaten hiç sevap kazanmamış olur.
- Zaman kazanmak için bayramlık ve kurbanlık alış verişini önceden yapmaya çalışın.
Cemil tokpınar
Hanımlar.com dan alıntıdır

01 Aralık 2008 Pazartesi

CEVİZLİ TAVUK KÖFTESİ

MALZEMELER:
-1tavuk göğüs 1 tavuk but
-1su bardağı süt
-3yemek kaşığı un
-1yumurta
-1çay bardağı dövülmüş ceviz
-3 yemek kaşığı galeta unu
-tuz,karabiber
-kızartmak için sıvı yağ
YAPILIŞI:
1-Tavuğu haşlayın etlerini minik, minik tiftin
2-1yumurta,un ve sütle beşamel sosu pişirin
3-beşamel sosu,tavuk etlerini,galeta ununu,cevizi tuzu ve karabiberi karıştırıp yoğurun,köfte şeklini verin
4-önce una sonra çırpılmış yumurtaya daha sonra galeta ununa bulayıp kızgın yağda kızartın,kağıt havluda yağını aldırın patetes püresiyle servis yapabilirsiniz afiyet olsun .Tarifimi sevgili Hülya arkadaşımın öğretmenler günü etkinliğine gönderiyorum kolaylıklar diliyorum